Rifat Yusufoğlu: "Toplumu değiştirecek, dönüştürecek kişiler, toplumun aydın yazarlarıdır." - Kalan Basım Yayım Dağıtım (Kalan Yayınları)
Rifat Yusufoğlu: "Toplumu değiştirecek, dönüştürecek kişiler, toplumun aydın yazarlarıdır."
7 Temmuz 2026
Rifat Yusufoğlu: "Toplumu değiştirecek, dönüştürecek kişiler, toplumun aydın yazarlarıdır."
OKUNMA : 140

Söyleşi: Aslı Kemal Gürbey

Köklü bir yayınevi olan Kalan Yayınları tarafından yayımlanan Botanda Ekilen Tohumlar, Rifat Yusufoğlu'nun çocukluk yıllarından başlayarak eğitim hayatını, toplumsal mücadelelerini ve yaşam deneyimlerini anlattığı; bireysel hafızayı toplumsal bellekle buluşturan güçlü bir tanıklık eseridir. Botan coğrafyasının kültürel dokusunu, köy yaşamını, aile ilişkilerini, göçü, eğitim süreçlerini ve Türkiye'nin yakın dönem sosyal ve siyasal dönüşümlerini samimi bir anlatımla aktaran kitap, yalnızca bir yaşam öyküsü değil; aynı zamanda bir kuşağın kimlik, aidiyet ve var olma mücadelesini kayıt altına alan önemli bir belgedir. Yazar, kişisel anılarından hareketle okuru hem duygusal hem de düşünsel bir yolculuğa çıkarırken; geçmiş ile bugün arasında güçlü bağlar kurarak hafızanın, kültürün ve insanın direncine dair etkileyici bir anlatı sunmaktadır.


Merhaba Rifat Bey. Yeni kitabınız hayırlı olsun. Sanırım eserinizi ilk okuyanlardan biri benim. Sizi tanıyarak söyleşimize başlamak isterim. Rifat Yusufoğlu kimdir?

1962 yılında Siirt Ciwanika (Gökçebağ) köyünde doğdum. İlk ve ortaokulu doğduğum topraklarda tamamladıktan sonra, lise ve üniversiteyi Diyarbakır'da okuyup bitirdim. 1983 yılında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngiliz Ana Bilim Dalı İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. 1984-1985 öğretim yılında öğretmen olarak atandım. Türkiye'nin çeşitli illerinde 2012 yılına kadar görev yaptıktan sonra emekli oldum. Sultanahmet'te otel işletmeciliği yaparak turizm sektöründe faaliyet gösterdim. Şimdilerde ise hobilerine vakit ayıran emekli bir öğretmenim.


Kanaatimce her eser, toplumsal ya da kişisel bir ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıkar; sebepsiz yazılan metin yoktur. Aynı şekilde her yazarın da kalemi eline alırken bilinçli ya da sezgisel bir yönelimi, bir derdi, bir amacı bulunduğuna inanıyorum. Bu çerçevede sormak istiyorum. Bu kitabı kaleme almanıza yol açan temel ihtiyaç neydi?

Türkiye Cumhuriyeti'nde 3. kuşak Kürt çocuklarının okula başlarken ve Türkçe öğrenirken yaşadıkları zorlukları, iç çelişkilerle dolu hayatlarını bizzat sorgulayarak yaşadım; Botan bölgesindeki Kürt halkının yaşantısına yakından tanıklık ettim. Tüm bu birikimi yeni nesillere aktarmak istedim. Ayrıca, 78 kuşağının Kürt toplumundaki değişimi ve yaşanan bazı tarihî olayların içinde bulunmuş biri olarak, tarihe bir not bırakmak istedim.


Kitabınızda bireysel anılar, zamanla kolektif hafızanın taşıyıcısına dönüşüyor. Sizce bir toplumun resmî tarihi ile bireysel tanıklıkları çatıştığında, hakikate bizi hangisi daha çok yaklaştırır?

Bence tarihi herkes kendi çıkarına göre değerlendirebilir ve yazabilir. Özellikle kazanan taraf her zaman kendine göre bir tarih yazar ve buna resmî tarih der. Oysa her zaman gerçek bir tarih vardır ve bu resmî tarih yazanlar tarafından kabul edilmez. Oysa doğru tarih, gerçek olaylara dayanarak değiştirilmeden yazılan tarihtir.


"Coğrafya kaderdir" diye bir söz var. Buna katılır mısınız?

Kaderci biri değilim, ama doğuştan bazı haklarımız vardır. Belki bunlara kader denebilir. Örneğin; cinsiyet olarak erkek veya kız doğmak, farklı bir ırk veya ulustan olmak gibi. Bazı örf, adet, gelenek ve görenekleri kabul etmeyebilir ve sosyoekonomik olarak değişebiliriz. Böylece coğrafya kişilere bağlı olarak kader olmaktan çıkabilir.


Yokluk, yoksulluk, göç, dil engelleri ve sayısız zorluk içinde ayakta kalmayı başarmış bir kuşağın temsilcisisiniz. Bugün daha fazla imkâna sahip olmasına rağmen hayata karşı daha çabuk umutsuzluğa kapılan gençlere baktığınızda neler hissediyorsunuz?

Bizim kuşağımız yoksullukla ve yokluklarla mücadele ederek ve çalışarak büyüdü. Oyuncağımızı kendimiz yapar, yamalı elbiseler ve çoraplar giyerdik. Aile bütçesine katkı sağlamak için çocuk yaşta hem çalıştık hem de okula gittik. Bu kadar yoğun bir tüketim kültürü yoktu. Arkadaşlık ilişkilerimiz daha samimi ve fedakârca kurulurdu. Şimdiki kuşak ise her şeyi hazır bulduğu için fazla yorulmak ve paylaşmak istemiyor; daha çok harcayarak bencilce bir yaşam sürüyor. Üstelik gelişen teknolojinin, yapay zekânın, liyakatsiz ve beceriksiz yöneticilerin etkisiyle meslek ve iş alanları giderek daralıyor. Tüm bunlar da gençleri mutsuz ve umutsuz bir geleceğe sürüklüyor.


Anlatınız boyunca gelenek, modernleşme, siyasal bilinç ve bireysel özgürlük arasında sürekli bir gerilim hissediliyor. Sizce toplumsal dönüşüm, geçmişi reddederek yeni bir gelecek tasarlayarak mı insanları daha mutlu eder, yoksa geçmişi yeniden yorumlayarak mı?

Toplumlar yenilikleri kolay kolay kabul etmez, alışkanlıklarını terk etmekten korkarlar. Oysa geçmişimizle yüzleşmek ve ondan ders çıkarmak zorundayız; çünkü geçmişi olmayanın geleceği de olmaz. Yarınlara, minimal ve kusurlarımızı kabullenerek hazırlamalıyız. Toplumu dönüştürerek inşa edeceğimiz bu modern gelecek, ancak geçmişin deneyimleriyle harmanlandığında insanı gerçekten mutlu ve tatmin edebilir.


Bugün yeniden çocuk olsanız ve bütün hayatınızı en baştan yaşama şansınız olsa, değiştirmek isteyeceğiniz şeyler olur muydu?

İngiliz Kraliyet ailesinde doğmuş olmayı isterdim. Fakat bunun imkânsızlığını bildiğim için yaşadığım hayattan pişmanlık duymuyorum. Belki de içinden geçtiğim tüm bu zorlu şartlar beni olgunlaştıran yegâne unsurlardır. Ne de olsa, bugün beni ben yapan şey geçmişimin ta kendisidir.


Rifat Bey; her insanın yazarlığı tanımlama biçimi farklıdır; kimine göre yazar, duygulara tercüman olan biridir, kimine göre topluma ayna tutan ya da değişimi tetikleyen bir düşünürdür. Peki, sizce yazar kimdir, onun en temel sorumluluğu nedir?

Bana göre topluma ayna tutan ya da değişimi tetikleyen bir düşünür olmalı. Çünkü toplumu değiştirecek, dönüştürecek kişiler, toplumun aydın yazarlarıdır. Yazarın sorumluluğu; kalemiyle karanlıkta kalan noktaları aydınlatan, toplumu dönüştürürken ona rehberlik eden ve geleceğe daha bilinçli adımlarla yürünmesini sağlayan bir köprü vazifesi görmesidir.


Siz çocukluğunuzda kilometrelerce yürüyerek okula gittiniz, çalışarak okudunuz ve hayatınızı büyük fedakârlıklarla kurdunuz. Bu kitapla birlikte bir de hayatınızı yazdınız. İyi bir yazı stiliniz olduğu da ortada. Sormak istediğim soru şu: Okurlarınız sizden yeni eserler beklesin mi?

Evet, beklesinler. Okumayı, yazmayı, araştırmayı ve gezmeyi seven biriyim. Emekli de olduğum için bol zamanım olacak ve yazmaya devam edeceğim.


Zaman ayırdığınız için teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.

Yorum bırakın
Toplam Yorum Sayısı 0
Henüz yorum eklenmemiş
İşleminiz Sürüyor, Lütfen Bekleyiniz